VAKIA Suresi Oku, VAKIA Suresi Dinle, VAKIA Suresi Kuran Meallerini Kıyasla

VAKIA Suresi Türkçe Kuran Meallerini Oku, VAKIA Suresi Dinle, VAKIA Suresi için tüm mütercimlerin Kuran Meallerini Kıyasla, VAKIA Suresi Arapça yazılışı ve VAKIA Suresi ile ilgili Hidayeti Gizleyenler Raporlarımız aşağıda listelenmiştir.

VAKIA Suresi Oku, VAKIA Suresi Dinle, VAKIA Suresi Kuran Meallerini Kıyasla

VÂKIA Suresi Dinle



VAKIA Suresi Türkçe Kuran Meallerini Oku, VAKIA Suresi Dinle, VAKIA Suresi için tüm mütercimlerin Kuran Meallerini Kıyasla, VAKIA Suresi Arapça yazılışı ve VAKIA Suresi ile ilgili Hidayeti Gizleyenler Raporlarımız aşağıda listelenmiştir.
Mekke döneminde inmiştir. 96 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen “el-vâkı’a” kelimesinden almıştır. Vâkı’a, gerçekleşen, meydana gelen olay demektir.
www.kuranmeali.info, Kur'an hakikatlerini Kur'an'ın ruhuna uygun olarak size ulaştıran ve bu konudaki bütün yanlışlıkları düzelten tek sitedir.
Sureler
Mealler

VÂKIA Suresi Kuran Meali

إِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ ﴿١﴾
56/VÂKIA-1 (Meâlleri Kıyasla): İzâ vakaatil vâkıatu.
O vakıa (müthiş olay) vuku bulduğu zaman.
لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ ﴿٢﴾
56/VÂKIA-2 (Meâlleri Kıyasla): Leyse li vak’atihâ kâzibetun.
Onun vuku bulmasını yalanlayan (kimse) yoktur.
خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ ﴿٣﴾
56/VÂKIA-3 (Meâlleri Kıyasla): Hâfidatun râfiatun.
O; alçaltıcıdır, yükselticidir.
إِذَا رُجَّتِ الْأَرْضُ رَجًّا ﴿٤﴾
56/VÂKIA-4 (Meâlleri Kıyasla): İzâ ruccetil ardu reccâ(reccen).
O zaman arz (yeryüzü) şiddetli bir sarsıntıyla sarsılmıştır.
وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسًّا ﴿٥﴾
56/VÂKIA-5 (Meâlleri Kıyasla): Ve bussetil cibâlu bessâ(bessen).
Ve dağlar ufalanarak parçalanmıştır.
فَكَانَتْ هَبَاء مُّنبَثًّا ﴿٦﴾
56/VÂKIA-6 (Meâlleri Kıyasla): Fe kânet hebâen munbessâ (munbessen).
Böylece dağılıp toz zerrecikleri haline gelmiştir.
وَكُنتُمْ أَزْوَاجًا ثَلَاثَةً ﴿٧﴾
56/VÂKIA-7 (Meâlleri Kıyasla): Ve kuntum ezvâcen selâseten.
Ve (o zaman) siz üç sınıfa ayrılmış olursunuz.
فَأَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ ﴿٨﴾
56/VÂKIA-8 (Meâlleri Kıyasla): Fe ashâbul meymeneti mâ ashâbul meymenet(meymeneti).
İşte ashabı meymene [meymene sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) sağından verilen cennetlikler], (ama) ne ashabı meymene!
وَأَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ ﴿٩﴾
56/VÂKIA-9 (Meâlleri Kıyasla): Ve ashâbul meş'emeti mâ ashâbul meş’emet(meş’emeti).
Ve ashabı meşeme [meşeme sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) solundan verilen cehennemlikler], (ama) ne ashabı meşeme!
وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ ﴿١٠﴾
56/VÂKIA-10 (Meâlleri Kıyasla): Ves sâbikûnes sâbikûn(sâbikûne).
Ve sabikunlar (hayırlarda yarışıp ileri geçenler), sabikunlar.
أُوْلَئِكَ الْمُقَرَّبُونَ ﴿١١﴾
56/VÂKIA-11 (Meâlleri Kıyasla): Ulâikel mukarrabûn(mukarrabûne).
İşte onlar (sabikunlar). Mukarrip (Allah’a yaklaştırılmış) olanlardır.
فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ ﴿١٢﴾
56/VÂKIA-12 (Meâlleri Kıyasla): Fî cennâtin naîm(naîmi).
(Onlar), naim cennetlerindedirler.
ثُلَّةٌ مِّنَ الْأَوَّلِينَ ﴿١٣﴾
56/VÂKIA-13 (Meâlleri Kıyasla): Sulletun minel evvelîn(evvelîne).
(Onlar), evvelkilerden bir ümmettir.
وَقَلِيلٌ مِّنَ الْآخِرِينَ ﴿١٤﴾
56/VÂKIA-14 (Meâlleri Kıyasla): Ve kalîlun minel âhirîn(âhirîne).
Ve (onların) birazı sonrakilerdendir.
عَلَى سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ ﴿١٥﴾
56/VÂKIA-15 (Meâlleri Kıyasla): Alâ sururin mevdûnetin.
Altın ile örülmüş, mücevherlerle (inci ve yakutla) süslenmiş tahtlar üzerinde.
مُتَّكِئِينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِلِينَ ﴿١٦﴾
56/VÂKIA-16 (Meâlleri Kıyasla): Muttekiîne aleyhâ mutekâbilîn(mutekâbilîne).
Onların üzerinde karşılıklı olarak yaslananlar onlardır (mukarrebun olanlardır).
يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُّخَلَّدُونَ ﴿١٧﴾
56/VÂKIA-17 (Meâlleri Kıyasla): Yetûfu aleyhim vildânun muhalledûn(muhalledûne).
Onların etrafında halidun olan (ölümsüz) gençler dolaşır.
بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ ﴿١٨﴾
56/VÂKIA-18 (Meâlleri Kıyasla): Bi ekvâbin ve ebârîka ve ke’sin min maîn(maînin).
Akan pınarlardan doldurulmuş kâseler, ibrikler ve billur kadehler ile.
لَا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ ﴿١٩﴾
56/VÂKIA-19 (Meâlleri Kıyasla): Lâ yusaddeûne anhâ ve lâ yunzifûn(yunzifûne).
Ondan (o şaraptan) başları ağrımaz ve sarhoş olmazlar.
وَفَاكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ ﴿٢٠﴾
56/VÂKIA-20 (Meâlleri Kıyasla): Ve fâkihetin mimmâ yetehayyerûn(yetehayyerûne).
Ve arzu ettikleri meyvelerden.
وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ ﴿٢١﴾
56/VÂKIA-21 (Meâlleri Kıyasla): Ve lahmi tayrin mimmâ yeştehûn(yeştehûne).
Ve canlarının çektiği kuş etlerinden (sunulur).
وَحُورٌ عِينٌ ﴿٢٢﴾
56/VÂKIA-22 (Meâlleri Kıyasla): Ve hûrun înun.
Ve harika güzel gözlü huriler (vardır).
كَأَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِ ﴿٢٣﴾
56/VÂKIA-23 (Meâlleri Kıyasla): Ke emsâlil lu’luil meknûn(meknûni).
Sanki saklanmış inci tanesi gibi.
جَزَاء بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ﴿٢٤﴾
56/VÂKIA-24 (Meâlleri Kıyasla): Cezâen bi mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Yapmış olduklarının mükâfatı olarak.
لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا ﴿٢٥﴾
56/VÂKIA-25 (Meâlleri Kıyasla): Lâ yesmeûne fîhâ lagven ve lâ te’sîmâ(te’sîmen).
Orada boş bir söz işitmezler ve günaha girmezler.
إِلَّا قِيلًا سَلَامًا سَلَامًا ﴿٢٦﴾
56/VÂKIA-26 (Meâlleri Kıyasla): İllâ kîlen selâmen selâmâ(selâmen).
Sadece selâm, selâm sözü söylenir.
وَأَصْحَابُ الْيَمِينِ مَا أَصْحَابُ الْيَمِينِ ﴿٢٧﴾
56/VÂKIA-27 (Meâlleri Kıyasla): Ve ashâbul yemîni mâ ashâbul yemîn(yemîni).
Ashabı yemin [yemin sahipleri, amel defterleri (hayat filmleri) sağından verilenler], (ama) ne ashabı yemin!
فِي سِدْرٍ مَّخْضُودٍ ﴿٢٨﴾
56/VÂKIA-28 (Meâlleri Kıyasla): Fî sidrin mahdûd(mahdûdin).
(Ashabı yemin), dikensiz sedir ağaçları arasında.
وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ ﴿٢٩﴾
56/VÂKIA-29 (Meâlleri Kıyasla): Ve talhın mendûd(mendûdin).
Ve meyveleri kat kat dizili muz ağaçları (arasında).
وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ ﴿٣٠﴾
56/VÂKIA-30 (Meâlleri Kıyasla): Ve zıllin memdûd(memdûdin).
Ve uzayan gölgeler (içinde).
وَمَاء مَّسْكُوبٍ ﴿٣١﴾
56/VÂKIA-31 (Meâlleri Kıyasla): Ve mâin meskûb(meskûbin).
Ve çağlayan sular (arasında).
وَفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ ﴿٣٢﴾
56/VÂKIA-32 (Meâlleri Kıyasla): Ve fâkihetin kesîratin.
Ve pekçok meyveler (arasında).
لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ ﴿٣٣﴾
56/VÂKIA-33 (Meâlleri Kıyasla): Lâ maktûatin ve lâ memnûatin.
Eksilmeyen ve yasaklanmayan.
وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ ﴿٣٤﴾
56/VÂKIA-34 (Meâlleri Kıyasla): Ve furuşin merfûatin.
Ve yüksetilmiş döşeklerdedirler (tahtlardadırlar).
إِنَّا أَنشَأْنَاهُنَّ إِنشَاء ﴿٣٥﴾
56/VÂKIA-35 (Meâlleri Kıyasla): İnnâ enşe’nâ hunne inşââ(inşâen).
Muhakkak ki Biz, onları yeni bir inşa (yaratılış) ile inşa ettik (yarattık).
فَجَعَلْنَاهُنَّ أَبْكَارًا ﴿٣٦﴾
56/VÂKIA-36 (Meâlleri Kıyasla): Fe cealnâ hunne ebkâran.
Böylece Biz, onları bakireler kıldık.
عُرُبًا أَتْرَابًا ﴿٣٧﴾
56/VÂKIA-37 (Meâlleri Kıyasla): Uruben etrâbâ(etrâben).
Eşlerine düşkün, aynı yaşta olarak.
لِّأَصْحَابِ الْيَمِينِ ﴿٣٨﴾
56/VÂKIA-38 (Meâlleri Kıyasla): Li ashâbil yemîn(yemîni).
Ashabı yemin [yemin sahipleri, amel defterleri (hayat filmleri) önünden ve sağından verilenler] için.
ثُلَّةٌ مِّنَ الْأَوَّلِينَ ﴿٣٩﴾
56/VÂKIA-39 (Meâlleri Kıyasla): Sulletun minel evvelîn(evvelîne).
(Onlar) evvelkilerden bir ümmettir.
وَثُلَّةٌ مِّنَ الْآخِرِينَ ﴿٤٠﴾
56/VÂKIA-40 (Meâlleri Kıyasla): Ve sulletun minel âhırîn(âhırîne).
Ve de sonrakilerden bir ümmettir.
وَأَصْحَابُ الشِّمَالِ مَا أَصْحَابُ الشِّمَالِ ﴿٤١﴾
56/VÂKIA-41 (Meâlleri Kıyasla): Ve ashâbuş şimâli mâ ashâbuş şimâl(şimâli).
Ve ashabuş şimal [şeamet (kötülük), meşeme sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) sollarından verilenler, cehennemlikler], (ama) ne ashabuş şimal!
فِي سَمُومٍ وَحَمِيمٍ ﴿٤٢﴾
56/VÂKIA-42 (Meâlleri Kıyasla): Fî semûmin ve hamîm(hamîmin).
(Ashabuş şimal), semum (iliklere işleyen bir sıcaklık) ve hamim (kaynar su) içindedir.
وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ ﴿٤٣﴾
56/VÂKIA-43 (Meâlleri Kıyasla): Ve zıllin min yahmûm(yahmûmin).
Ve kara dumandan bir gölge ki.
لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ ﴿٤٤﴾
56/VÂKIA-44 (Meâlleri Kıyasla): Lâ bâridin ve lâ kerîm(kerîmin).
Ne serinleticidir ne de rahatlatıcıdır.
إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُتْرَفِينَ