HAKKA Suresi Oku, HAKKA Suresi Dinle, HAKKA Suresi Kuran Meallerini Kıyasla

HAKKA Suresi Türkçe Kuran Meallerini Oku, HAKKA Suresi Dinle, HAKKA Suresi için tüm mütercimlerin Kuran Meallerini Kıyasla, HAKKA Suresi Arapça yazılışı ve HAKKA Suresi ile ilgili Hidayeti Gizleyenler Raporlarımız aşağıda listelenmiştir.

HAKKA Suresi Oku, HAKKA Suresi Dinle, HAKKA Suresi Kuran Meallerini Kıyasla

HÂKKA Suresi Dinle



HAKKA Suresi Türkçe Kuran Meallerini Oku, HAKKA Suresi Dinle, HAKKA Suresi için tüm mütercimlerin Kuran Meallerini Kıyasla, HAKKA Suresi Arapça yazılışı ve HAKKA Suresi ile ilgili Hidayeti Gizleyenler Raporlarımız aşağıda listelenmiştir.
Mekke döneminde inmiştir. 52 âyettir. Sûre, adını birinci âyeti oluşturan “el-Hâkka” kelimesinden almıştır. Hâkka, mutlaka gerçekleşecek olan kıyamet demektir.
www.kuranmeali.info, Kur'an hakikatlerini Kur'an'ın ruhuna uygun olarak size ulaştıran ve bu konudaki bütün yanlışlıkları düzelten tek sitedir.
Sureler
Mealler

HÂKKA Suresi Kuran Meali

الْحَاقَّةُ ﴿١﴾
69/HÂKKA-1 (Meâlleri Kıyasla): El hâkkatu.
Hakikat (vuku bulması gerçek olan).
مَا الْحَاقَّةُ ﴿٢﴾
69/HÂKKA-2 (Meâlleri Kıyasla): Mâl hâkkatu.
Hakikat (gerçek) olan (vuku bulacağı mutlak olan) nedir?
وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْحَاقَّةُ ﴿٣﴾
69/HÂKKA-3 (Meâlleri Kıyasla): Ve mâ edrâke mâl hâkkatu.
Ve hakikat olanın (vuku bulacak olanın) ne olduğunu sana bildiren nedir?
كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌ بِالْقَارِعَةِ ﴿٤﴾
69/HÂKKA-4 (Meâlleri Kıyasla): Kezzebet semûdu ve âdun bil kâriati.
Karia’yı (korkunç olayı) Semud ve Ad (kavmi) yalanladılar.
فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا بِالطَّاغِيَةِ ﴿٥﴾
69/HÂKKA-5 (Meâlleri Kıyasla): Fe emmâ semûdu fe uhlikû bit tâgıyeti.
Fakat bu sebeple Semud (kavmi) azgın (çok şiddetli) bir azapla helâk edildi.
وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ ﴿٦﴾
69/HÂKKA-6 (Meâlleri Kıyasla): Ve emmâ âdun fe uhlikû bi rîhın sarsarin âtîyetin.
Ve amma, Ad (kavmi) ise (o da) bu sebeple şiddetli dondurucu, azgın esen bir fırtına ile helâk edildi.
سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَانِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى الْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَى كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ ﴿٧﴾
69/HÂKKA-7 (Meâlleri Kıyasla): Sahharahâ aleyhim seb’a leyâlin ve semâniyete eyyâmin husûmen fe terâl kavme fîhâ sar’â ke ennehum a’câzu nahlin hâviyetin.
(Allah), onu (fırtınayı) ardarda, 7 gece, 8 gün onların üzerine musallat etti. Bundan sonra o kavmi orada, içi boş hurma ağacı kütükleri gibi yerlere serilmiş görürsün.
فَهَلْ تَرَى لَهُم مِّن بَاقِيَةٍ ﴿٨﴾
69/HÂKKA-8 (Meâlleri Kıyasla): Fe hel terâ lehum min bâkıyetin.
Artık onlara ait bir bakiye (geriye kalan bir şey) var mı, görüyor musun?
وَجَاء فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُ وَالْمُؤْتَفِكَاتُ بِالْخَاطِئَةِ ﴿٩﴾
69/HÂKKA-9 (Meâlleri Kıyasla): Ve câe fir’avnu ve men kablehu vel mu’tefikâtu bil hâtıeti.
Ve firavun ve ondan öncekiler ve şehirleri alt üst olan kimseler o büyük hata ile geldiler (kıyâmeti, hesap vermeyi, ceza görmeyi inkâr etmişlerdi).
فَعَصَوْا رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةً رَّابِيَةً ﴿١٠﴾
69/HÂKKA-10 (Meâlleri Kıyasla): Fe asav resûle rabbihim fe ehazehum ahzeten râbiyeten.
Böylece, Rab’lerinin Resûl’üne isyan ettiler. Bunun üzerine onları şiddetli bir yakalamayla yakaladı.
إِنَّا لَمَّا طَغَى الْمَاء حَمَلْنَاكُمْ فِي الْجَارِيَةِ ﴿١١﴾
69/HÂKKA-11 (Meâlleri Kıyasla): İnnâ lemmâ tagâl mâu hamelnâkum fîl câriyeti.
Muhakkak ki (tufanda) su taştığı zaman, sizi (akıp giden) gemide Biz taşıdık.
لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَا أُذُنٌ وَاعِيَةٌ ﴿١٢﴾
69/HÂKKA-12 (Meâlleri Kıyasla): Li nec’alehâ lekum tezkiraten ve teıyehâ uzunun vâıyetun.
Onu sizin için bir ibret kılalım ve işiten kulaklar onu bellesin diye.
فَإِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ نَفْخَةٌ وَاحِدَةٌ ﴿١٣﴾
69/HÂKKA-13 (Meâlleri Kıyasla): Fe izâ nufiha fîs sûri nefhatun vâhıdetun,
Artık sur’a tek bir üfleyişle üflendiği zaman.
وَحُمِلَتِ الْأَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً ﴿١٤﴾
69/HÂKKA-14 (Meâlleri Kıyasla): Ve humiletil ardu vel cibâlu fe dukketâ dekketen vâhıdeten,
Ve yeryüzü (arz) ve dağlar yerlerinden kaldırılıp, tek bir çarpışla parçalandığı zaman.
فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ ﴿١٥﴾
69/HÂKKA-15 (Meâlleri Kıyasla): Fe yevme izin vakaatil vâkıatu.
İşte izin günü, o vakıa (büyük olay) vuku bulmuştur.
وَانشَقَّتِ السَّمَاء فَهِيَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ ﴿١٦﴾
69/HÂKKA-16 (Meâlleri Kıyasla): Venşakkatis semâu fe hiye yevme izin vâhiyetun.
Ve sema yarılmıştır. Artık o, izin günü zaafa uğramıştır (dengesi bozulmuştur).
وَالْمَلَكُ عَلَى أَرْجَائِهَا وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَانِيَةٌ ﴿١٧﴾
69/HÂKKA-17 (Meâlleri Kıyasla): Vel meleku alâ ercâihâ, ve yahmilu arşe rabbike fevkahum yevme izin semâniyetun.
Ve o melek, onun (göğün) çevresi üzerindedir. Ve izin günü Rabbinin arşını üstlerinde taşıyanların sayısı sekizdir.
يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَى مِنكُمْ خَافِيَةٌ ﴿١٨﴾
69/HÂKKA-18 (Meâlleri Kıyasla): Yevme izin tu’radûne lâ tahfâ minkum hâfiyetun.
İzin günü (Rabbinize) arz olunacaksınız. Sizden (size ait hiçbir şey) sır olarak gizli kalmaz.
فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ فَيَقُولُ هَاؤُمُ اقْرَؤُوا كِتَابِيهْ ﴿١٩﴾
69/HÂKKA-19 (Meâlleri Kıyasla): Fe emmâ men ûtiye kitâbehu bi yemînihî fe yekûlu hâumukraû kitâbiyeh.
O zaman kitabı (hayat filmi) sağından verilen kimse ise o zaman: “Alınız, kitabımı okuyun.” der.
إِنِّي ظَنَنتُ أَنِّي مُلَاقٍ حِسَابِيهْ ﴿٢٠﴾
69/HÂKKA-20 (Meâlleri Kıyasla): İnnî zanentu ennî mulâkın hısâbiyeh.
Muhakkak ki ben, hesabıma mülâki olacağımı (hesabımla karşılaşacağımı) biliyordum.
فَهُوَ فِي عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ ﴿٢١﴾
69/HÂKKA-21 (Meâlleri Kıyasla): Fe huve fî îşetin râdıyetin.
İşte o razı olduğu bir yaşayış içindedir.
فِي جَنَّةٍ عَالِيَةٍ ﴿٢٢﴾
69/HÂKKA-22 (Meâlleri Kıyasla): Fî cennetin âliyetin.
Onlar yüksek bir cennettedirler.
قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ ﴿٢٣﴾
69/HÂKKA-23 (Meâlleri Kıyasla): Kutûfuhâ dâniyetun.
Onun olgunlaşmış meyveleri yakınlaşmış (aşağı sarkmış) durumdadır.
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا أَسْلَفْتُمْ فِي الْأَيَّامِ الْخَالِيَةِ ﴿٢٤﴾
69/HÂKKA-24 (Meâlleri Kıyasla): Kulû veşrabû henîen bimâ esleftum fîl eyyâmil hâliyeti.
Geçmiş günlerde yapmış olduğunuz şeyler sebebiyle (mükâfat olarak) afiyetle yeyin ve için!
وَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِشِمَالِهِ فَيَقُولُ يَا لَيْتَنِي لَمْ أُوتَ كِتَابِيهْ ﴿٢٥﴾
69/HÂKKA-25 (Meâlleri Kıyasla): Ve emmâ men ûtiye kitâbehu bi şimâlihî fe yekûlu yâ leytenî lem ûte kitâbiyeh.
Ve kitabı (hayat filmi) solundan verilen kimse ise o zaman: “Keşke bana kitabım verilmeseydi.” der.
وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيهْ ﴿٢٦﴾
69/HÂKKA-26 (Meâlleri Kıyasla): Ve lem edri mâ hısâbiyeh.
Ve hesabımın ne olduğunu bilmeseydim.
يَا لَيْتَهَا كَانَتِ الْقَاضِيَةَ ﴿٢٧﴾
69/HÂKKA-27 (Meâlleri Kıyasla): Yâ leytehâ kânetil kâdiyete.
Keşke o (ölünce hayatım) bitmiş olsaydı.
مَا أَغْنَى عَنِّي مَالِيهْ ﴿٢٨﴾
69/HÂKKA-28 (Meâlleri Kıyasla): Mâ agnâ annî mâliyeh.
Malım bana bir fayda vermedi.
هَلَكَ عَنِّي سُلْطَانِيهْ ﴿٢٩﴾
69/HÂKKA-29 (Meâlleri Kıyasla): Heleke annî sultâniyeh.
Benim saltanatım (mal gücüm) helâk oldu.
خُذُوهُ فَغُلُّوهُ ﴿٣٠﴾
69/HÂKKA-30 (Meâlleri Kıyasla): Huzûhu fe gullûhu.
Onu tutun, sonra da onu bağlayın (kelepçeleyin)!
ثُمَّ الْجَحِيمَ صَلُّوهُ ﴿٣١﴾
69/HÂKKA-31 (Meâlleri Kıyasla): Summel cahîme sallûhu.
Sonra onu alevli ateşe (cehenneme) atın!
ثُمَّ فِي سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَاسْلُكُوهُ ﴿٣٢﴾
69/HÂKKA-32 (Meâlleri Kıyasla): Summe fî silsiletin zer’uhâ seb’ûne zirâan feslukûhu.
Sonra uzunluğu yetmiş arşın (zira) olan bir zincir içinde, öylece onu (cehenneme) sevkedin.
إِنَّهُ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِاللَّهِ الْعَظِيمِ ﴿٣٣﴾
69/HÂKKA-33 (Meâlleri Kıyasla): İnnehu kâne lâ yu’minu billâhil azîm(azîmi).
Muhakkak ki o, Azîm olan Allah’a inanmıyordu (îmân etmiyordu).
وَلَا يَحُضُّ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ ﴿٣٤﴾
69/HÂKKA-34 (Meâlleri Kıyasla): Ve lâ yahuddu alâ taâmil miskîn(miskîni).
Ve yoksullara yemek vermeye teşvik etmiyordu.
فَلَيْسَ لَهُ الْيَوْمَ هَاهُنَا حَمِيمٌ ﴿٣٥﴾
69/HÂKKA-35 (Meâlleri Kıyasla): Fe leyse lehul yevme hâhunâ hamîm(hamîmun).
Artık o gün, onun burada yakın bir dostu yoktur.
وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِينٍ ﴿٣٦﴾
69/HÂKKA-36 (Meâlleri Kıyasla): Ve lâ taâmun illâ min gıslîn(gıslînin).
Ve kanlı irinden başka bir yemek yoktur.
لَا يَأْكُلُهُ إِلَّا الْخَاطِؤُونَ ﴿٣٧﴾
69/HÂKKA-37 (Meâlleri Kıyasla): Lâ ye’kuluhu illâl hâtiûn(hâtiûne).
Onu günahkârlardan başkası yemez.
فَلَا أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ ﴿٣٨﴾
69/HÂKKA-38 (Meâlleri Kıyasla): Fe lâ, uksımu bima tubsırûn(tubsırûne).
Artık hayır, gördüğünüz şeylere yemin ederim.
وَمَا لَا تُبْصِرُونَ ﴿٣٩﴾
69/HÂKKA-39 (Meâlleri Kıyasla): Ve mâ lâ tubsırûn(tubsırûne).
Ve görmediğiniz şeylere de (yemin ederim).
إِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ ﴿٤٠﴾
69/HÂKKA-40 (Meâlleri Kıyasla): İnnehu le kavlu resûlun kerîmin.
Muhakkak ki o, gerçekten Kerim Resûl’ün sözüdür.
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍ قَلِيلًا مَا تُؤْمِنُونَ