NİSA-131, NİSA Suresi 131. ayet için Kuran Meallerini Kıyasla

MÜJDE!

KuranMeali.org Desktop

Kuran Meallerini Kıyasla Masaüstü 4.0 Çıktı!

KuranMeali.org websitesinin offline versiyonu olan 40 Kur'ân Meâli mukayeseli v3.0 ve v4.0 versiyonları çıktı. Yeni program ziyaretçi analizlerimiz göz önünde bulundurularak, iki sürüm olarak hazırlandı.

NİSA-131, NİSA Suresi 131. ayet için Kuran Meallerini Kıyasla

NİSA-131 için 40 meâl bulundu. Seyyid Kutub (4/NİSÂ-131: Gerek göklerde gerekse yeryüzünde ne varsa hepsi Allah'a aittir. Size ve sizden önce kendilerine kitap verilmişlere Allah'tan korkmayı emrettik. Eğer kafir olursanız, biliniz ki, göklerde ve yeryüzünde bulunan herşey Allah'ındır. Onun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur ve övgüye layıktır.) / Gültekin Onan (4/NİSÂ-131: Göklerde ve yerde ne varsa Tanrı'nındır. Andolsun, biz sizden önce kitap verilenlere ve sizlere: "Tanrı'dan korkup sakının" diye tavsiye ettik. Eğer küfrederseniz, şüphesiz, göklerde ve yerde ne varsa Tanrı'nındır. Tanrı, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan, hamda layık olandır.)
Sureler
Ayetler
وَللّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَلَقَدْ وَصَّيْنَا الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ مِن قَبْلِكُمْ وَإِيَّاكُمْ أَنِ اتَّقُواْ اللّهَ وَإِن تَكْفُرُواْ فَإِنَّ لِلّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَكَانَ اللّهُ غَنِيًّا حَمِيدًا ﴿١٣١﴾

Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı). Ve lekad vassaynâllezîne ûtûl kitâbe min kablikum ve iyyâkum enittekullâh(enittekullâhe). Ve in tekfurû fe inne lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı). Ve kânallâhu ganiyyen hamîdâ(hamîden).

1.ve li allâhi: ve Allah'ın, Allah'a ait
2.: şey, şeyler, olanlar
3.fî es semâvâti: semâlarda, göklerde
4.ve mâ: ve şey, şeyler, olanlar
5.fî el ardı: arzda, yeryüzünde, yerde
6.ve lekad: ve and olsun
7.vassaynâ: vasiyet ettik, farz kıldık
8.ellezîne: onlar, olanlar
9.ûtû: verilenler
10.el kitâbe: kitap
11.min kabli-kum: sizden önce
12.ve iyyâ-kum: ve sizlere
13.en itteku: takva sahibi olma
14.allâhe: Allah
15.ve in: ve eğer, şayet, olsa, olsa bile, ise
16.tekfurû: küfrederseniz, inkâr edersiniz
17.fe: halbuki, oysa, olsa bile
18.inne: muhakkak, gerçekten
19.li allâhi: Allah'ın
20.: şey, şeyler, olanlar
21.fî es semâvâti: semalarda, göklerde
22.ve mâ: ve şey, şeyler, olanlar
23.fî el ardı: arzda, yeryüzünde, yerde
24.ve kâne: ve oldu, ...dır
25.allâhu: Allah
26.ganiyyen: gani, zengin (hiç bir şeye muhtaç olmayan, her şeye sahip olan)
27.hamîden: hamd edilen, övgü ve hamde layık olan

İmam İskender Ali Mihr: Ve göklerde ve yeryüzünde olanlar (herşey) Allah’ındır ve andolsun ki Biz, sizden önce kitap verilenlere de, sizlere de “Allah’a karşı takva sahibi olmalarını” vasiyet ettik (farz kıldık). Ve şayet siz inkâr etseniz bile, muhakkak ki göklerde ve yeryüzünde olanlar (herşey) Allah’ındır. Ve Allah, Gani’dir (hiçbir şeye ihtiyacı yoktur), Hamîd’dir (övgü ve hamde lâyık olandır).
Diyanet İşleri: Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de, size de “Allah’a karşı gelmekten sakının” diye tavsiye ettik. Eğer inkâr ederseniz, (bilin ki) göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, zengindir, övülmeye lâyıktır.
Abdul Metin Saruhan: Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere ve size (Allah’tan korkun) diye emrettik. Eğer inkar ederseniz biliniz ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah hudutsuz zengindir, ziyadesi ile övgüye layıktır.

HİDAYETİ GİZLEYENLER RAPORLARI

Hidayet; insan ruhunun yaşarken Allah'a ulaşmasıdır. Hidayet, İslâm'ın en önemli kavramıdır. Çünkü bir insan ancak Allah'a ulaşmayı dilerse, Allahû Tealâ'nın cennetine girmeye hak kazanabilir. Hidayeti gizleyenler, Kur'ân'ın aslında olan "O'na ulaşır", "Allah'a ulaşmak" gibi ifadeleri meâllerinde değiştirerek Allah'a ulaşmayı gizleyen kişilerdir.

RA'D-21 için Hidayeti Gizleyenler Raporu

Biz âyetteki tüm kelimeleri tek tek sözlükten incelediğimizde aşağıdaki kelimelerin âyette yer almadığı kesindir: "gözetilmek" (Adem Uğur, Ali Fikri Yavuz, Diyanet Vakfı, Suat Yıldırım) "birleştir...
Raporun devamı...
Abdulbaki Gölpınarlı: Ve Allah'ındır ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde Andolsun ki sizden önce kendilerine kitap verilenlere de, size de Allah'tan çekinmenizi tavsiye ettik. Fakat kâfir olursanız şüphe yok ki Allah'ındır ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde ve Allah, her şeyden müstağnîdir ve övüş ona lâyıktır.
Abdullah Parlıyan: Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah'ındır. Biz hem sizden önceki; bize de kitap verildi diyenlere, hem de size yolunuzu Allah'ın kitabıyla bulun diye emretmişizdir. Eğer Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edip, imansızlık ederseniz bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah kendi kendine yeterlidir. Hiçbir şeye muhtaç değildir ve övülmeye layık olandır.
Adem Uğur: Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere ve size "Allah'tan korkun" diye emrettik. Eğer inkâr ederseniz biliniz ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah hudutsuz zengindir, ziyadesiyle övgüye lâyıktır.
Ahmed Hulusi: Semâlarda ve arzda ne varsa Allâh içindir (El Esmâ ül Hüsnâ'sının işaret ettiği özelliklerin açığa çıkması için)! Sizden önce kendilerine hakikat bilgisi verilenlere ve size, "Allâh'tan korunun" diye tavsiye ettik. . . Eğer hakikati inkâr ederseniz, (bilmiş olunuz ki) kesinlikle semâlar ve arzda ne varsa Allâh içindir! Allâh Ğaniyy'dir, Hamiyd'dir.
Ahmet Tekin: Göklerdeki ve yerdeki varlıklar ve imkânlar Allah’ındır, Allah’ın tasarrufundadır. Andolsun ki, sizden önce kendilerine verilen kutsal kitaplardaki emir ve hükümleri uygulamakla sorumlu tutulanlara ve size:
'Allah’a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun' diye tekrar tekrar tavsiye ettik. Eğer kulluk sözleşmenizdeki ortak taahhütlerinizi, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincinizi şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar ile nankörlük eder, Allahı tanımazlıktan gelirseniz, Allah’a zarar veremezsiniz, bilin ki, göklerdeki ve yerdeki varlıklar ve imkânlar tamamen Allah’ındır, Allah’ın tasarrufundadır. Allah size muhtaç olmayacak kadar zengindir. Ziyadesiyle övgüye, şükre lâyıktır.
Ahmet Varol: Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlara da size de 'Allah'a karşı gelmekten sakının' diye öğüt verdik. Eğer inkar ederseniz göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ındır. Allah her türlü ihtiyaçtan uzak ve övgüye layık olandır.
Ali Bulaç: Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Andolsun, biz sizden önce kitap verilenlere ve sizlere: "Allah'tan korkup sakının" diye tavsiye ettik. Eğer inkâra saparsanız, şüphesiz, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan, hamd'e layık olandır.
Ali Fikri Yavuz: Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Celâlim hakkı için, biz senden önce kendilerine kitap verilenlere de, size de hep “Allah’dan korkun” diye tavsiye ettik. Eğer inkâr ederseniz bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah hiç bir şeye muhtaç değildir, hamd ve senâ O’nadır.
Ali Ünal: Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Bu bakımdan, sizden önce kendilerine Kitap verilenlere ve elbette size de, “Allah’a karşı gelmekten sakının ve O’nunla münasebetlerinizde takva dairesi içinde hareket edip O’nun koruması altına girin!” diye emrettik. Buna rağmen, eğer O’nu tanımaz ve O’na karşı nankör kesilirseniz bilin ki, göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır: (ne O’nu tanıyıp O’na şükretmeniz O’na bir şey katar, ne de O’nu tanımayıp O’na karşı nankör kesilmeniz O’ndan bir şey eksiltir. Çünkü) Allah, mutlak servet sahibi, (dolayısıyla kullarının iman ve şükründen) mutlak müstağnîdir; (bütün ihtiyaçlarınızı gideren ve rızkınızı veren Rabbiniz olarak) hakkıyla hamde lâyıktır.
Bayraktar Bayraklı: Göklerde ve yerde olan her şey Allah'a aittir. Andolsun ki biz, hem sizden önce kitap verilenlere hem de size Allah'a saygılı olmanızı emrettik. Eğer inkâr ederseniz, biliniz ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah, zenginliği sınırsız olandır; övülmeye lâyık olandır.
Bekir Sadak: Goklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'indir. And olsun ki, sizden once Kitap verilenlere ve size, Allah'tan sakinmanizi tavsiye ettik. Inkar ederseniz bilin ki, goklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'indir. Vekil olarak Allah yeter.
Celal Yıldırım: Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ındır. And olsun ki, sizden önce kendilerine kitap verilenlere de, size de Allah'tan korkup kötülüklerden sakınmanızı tavsiye etmişizdir. Eğer inkâra sapıp tanımazlık ederseniz, (bilmiş olun ki) göklerde olanlar da, yerdekiler de Allah'ındır. Allah her şeyden müstağnidir; (hiçbir şeye ihtiyacı yoktur). Övülmeğe de (her zaman) lâyıktır.
Cemal Külünkoğlu: Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Andolsun ki, biz sizden önce kitap verilenlere ve sizlere: “Allah'a karşı gelmekten sakının/O'nun emirlerine göre yaşayın” diye tavsiye ettik. Eğer O'nu inkâr ederseniz, bilin ki göklerde ve yerde olan her şey Allah'a aittir ve Allah hiçbir şeye muhtaç değildir (kendi kendine yeterlidir ve her şey O'na muhtaçtır), bütün övgülere layık olan O'dur.
Diyanet İşleri (eski): Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. And olsun ki, sizden önce Kitap verilenlere ve size, Allah'tan sakınmanızı tavsiye ettik. İnkar ederseniz bilin ki, göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ındır.
Diyanet Vakfi: Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Sizden önce kendilerine Kitap verilenlere ve size «Allah'tan korkun» diye emrettik. Eğer inkâr ederseniz biliniz ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah hudutsuz zengindir, ziyadesiyle övgüye lâyıktır.
Edip Yüksel: Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de size de, 'ALLAH'ı sayıp dinleyin,' diye öğütledik. İnkar ederseniz, bilesiniz ki göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ındır. Kuşkusuz ALLAH kimseye muhtaç değildir, övgüye layıktır
Elmalılı Hamdi Yazır: Allahındır bütün göklerdeki, yerdeki, celalim hakkı için sizden evvel kitab verilenlere de tavsıye ettik size de ki Allahdan korkun ve eğer tanımamazlık ederseniz haberiniz olsun ki Allahındır bütün göklerdeki ve yerdeki ve Allah bir ganiy, hamîd bulunuyor.
Elmalılı (sadeleştirilmiş): Allah'ındır göklerde ve yerde ne varsa. Andolsun ki, sizden önce kitap verilenlere de, size de: «Allah'tan korkun!» diye tavsiye etmiştik. Bununla birlikte inkar ederseniz biliniz ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah her şeyden müstağni ve övülmeye layıktır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere ve size Allah'tan korkmanızı emrettik. Eğer inkâr ederseniz, biliniz ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, hamd ve senâ O'na yakışır.
Gültekin Onan: Göklerde ve yerde ne varsa Tanrı'nındır. Andolsun, biz sizden önce kitap verilenlere ve sizlere: "Tanrı'dan korkup sakının" diye tavsiye ettik. Eğer küfrederseniz, şüphesiz, göklerde ve yerde ne varsa Tanrı'nındır. Tanrı, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan, hamda layık olandır.
Harun Yıldırım: Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Andolsun muhakkak ki sizden önce kitap verilenlere de size de: “Allah’tan sakının!” diye vasiyet ettik; eğer kafir olursanız muhakkak ki göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Şüphesiz Allah Ğaniyy ve Hamid olandır.
Hasan Basri Çantay: Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allahındır. Andolsun ki biz sizden evvel kendilerine kitâb verilenlere de, size de, «Allahdan korkun» diye tavsiye etmişizdir. Eğer tanımayıb küfrederseniz şübhesiz ki göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allahındır. Allah, her şeyden müstağnidir, asıl hamd-ü sena da Onadır.
Hayrat Neşriyat: Hem göklerde ne var, yerde ne varsa Allah’ındır. Yemîn olsun ki sizden önce kendilerine kitab verilenlere de size de: 'Allah’dan sakının!' diye emrettik. Buna rağmen inkâr ederseniz, işte şübhesiz göklerde ne var, yerde ne varsa Allah’ındır. Hem Allah, Ganî(hiçbir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamîd (hamd edilmeye çok lâyık olan)dır.
İbni Kesir: Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. Andolsun ki; senden önce kendilerine kitab verilenlere de size de hep; Allah'dan korkun, diye tavsiye ettik. Küfür ederseniz; muhakkak ki göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ındır. Allah; Gani ve Hamid olandır.