ŞUARA Suresi 157. ayet meali, ŞUARA-157. ayet-i kerimesi meâllerini kıyasla

MÜJDE!

KuranMeali.org Desktop

Kuran Meallerini Kıyasla Masaüstü 4.0 Çıktı!

KuranMeali.org websitesinin offline versiyonu olan 40 Kur'ân Meâli mukayeseli v3.0 ve v4.0 versiyonları çıktı. Yeni program ziyaretçi analizlerimiz göz önünde bulundurularak, iki sürüm olarak hazırlandı.

ŞUARA Suresi 157. ayet meali, ŞUARA-157. ayet-i kerimesi meâllerini kıyasla

ŞUARA-157 için 40 meâl bulundu. Ahmet Tekin (26/ŞUARÂ-157: Derken, onu, kılıçla bacaklarından biçerek öldürdüler. Ama pişman da oldular.) / Ahmet Varol (26/ŞUARÂ-157: Sonuçta onu boğazladılar; ama pişman oldular.)
Sureler
Ayetler
فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُوا نَادِمِينَ ﴿١٥٧﴾

Fe akarûhâ fe asbahû nâdimîn(nâdimîne).

1.fe: artık, öyleyse, buna rağmen
2.akarû-hâ: onu kestiler
3.fe: böylece, sonra
4.asbahû: oldular
5.nâdimîne: pişman olanlar

İmam İskender Ali Mihr: Buna rağmen onu kestiler. Sonra da pişman oldular.
Diyanet İşleri: Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.
Abdul Metin Saruhan: Buna rağmen onlar deveyi kestiler; Ama pişman da oldular.

HİDAYETİ GİZLEYENLER RAPORLARI

Hidayet; insan ruhunun yaşarken Allah'a ulaşmasıdır. Hidayet, İslâm'ın en önemli kavramıdır. Çünkü bir insan ancak Allah'a ulaşmayı dilerse, Allahû Tealâ'nın cennetine girmeye hak kazanabilir. Hidayeti gizleyenler, Kur'ân'ın aslında olan "O'na ulaşır", "Allah'a ulaşmak" gibi ifadeleri meâllerinde değiştirerek Allah'a ulaşmayı gizleyen kişilerdir.

EN'ÂM-87 için Hidayeti Gizleyenler Raporu

Kimileriniz hatırlayacaktır, raporlarımıza başladığımızda demiştik ki: "Ülkemizde üç tip dîn adamı vardır!" Şıracılar; dünyevî çıkarlar için Kur'ân meâli hazırlayan, bunu yaparken âyetlerin anlamla...
Raporun devamı...
Abdulbaki Gölpınarlı: Ayaklarını kesip öldürdüler onu da nâdim oldular.
Abdullah Parlıyan: Bütün bu uyarılara rağmen, deveyi ayaklarından keserek öldürdüler, sonra da pişman oldular.
Adem Uğur: Buna rağmen onlar deveyi kestiler; ama pişman da oldular.
Ahmed Hulusi: (Uyarıyı dinlemeyip) dişi deveyi vahşice boğazladılar; sonunda da çok pişman oldular.
Ahmet Tekin: Derken, onu, kılıçla bacaklarından biçerek öldürdüler. Ama pişman da oldular.
Ahmet Varol: Sonuçta onu boğazladılar; ama pişman oldular.
Ali Bulaç: "Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular."
Ali Fikri Yavuz: Derken o deveyi kestiler, fakat pişman oldular.
Ali Ünal: Ama (deveye daha fazla katlanamaya rak,) sonunda onu vahşice boğazladılar; ne var ki, çok geçmeden yaptıklarına pişman oldular.
Bayraktar Bayraklı: Buna rağmen onlar deveyi kestiler, ama sonunda pişman oldular.
Bekir Sadak: Onlar ise deveyi kestiler; ama pisman da oldular.
Celal Yıldırım: Buna rağmen onlar o deveyi (bacaklarına) vurup devirdiler, (inatla onu) kestiler. (Sonra da) pişmanlık duyarak sabahladılar.
Cemal Külünkoğlu: Derken onu kestiler, fakat pişman oldular. Böylece onları azap yakaladı.
Diyanet İşleri (eski): Onlar ise deveyi kestiler; ama pişman da oldular.
Diyanet Vakfi: Buna rağmen onlar deveyi kestiler; ama pişman da oldular.
Edip Yüksel: Nihayet onu kestiler; ancak pişman oldular.
Elmalılı Hamdi Yazır: Derken onu vurdular, fakat nâdim oldular
Elmalılı (sadeleştirilmiş): Derken onu vurdular, fakat pişman oldular;
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Derken onu kestiler; fakat pişman da oldular.
Gültekin Onan: Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular.
Harun Yıldırım: Buna rağmen onlar deveyi kestiler; ama pişman da oldular.
Hasan Basri Çantay: Derken onu kesdiler. Fakat peşîman oldular.
Hayrat Neşriyat: Derken onu kestiler; bunun üzerine (yaptıklarından) pişmanlık duyan kimseler oldular.
İbni Kesir: Onlar ise onu kestiler de pişman oldular.
İlyas Yorulmaz: Deveyi boğazladılar sonrada yaptıklarına pişman oldular.
Kadri Çelik: Sonunda onu (yine de) kestiler de böylece pişman olmuş kimseler olarak sabahladılar.
Muhammed Esed: Bütün bu uyarılara rağmen onlar yine de o deveyi hoyratça boğazladılar; ama bunu yaptıklarına (çok geçmeden) pişman oldular;
Mustafa İslamoğlu: Buna rağmen onlar, onu işkence yaparak vahşice katlettiler; fakat sonunda pişman oldular;
Ömer Nasuhi Bilmen: Derken onu boğazladılar, sonra pişman olarak sabahladılar.
Ömer Öngüt: Onlar ise ayaklarını keserek onu öldürdüler, fakat pişman da oldular.
Şaban Piriş: Buna rağmen kestiler sonra da pişman oldular.
Sadık Türkmen: Onu kestiler sonra pişman oldular!
Seyyid Kutub: Buna rağmen devenin ayaklarını keserek onu cansız yere devirdiler. Fakat hemen pişman oldular.
Suat Yıldırım: Derken, deveyi boğazladılar, ama çok geçmeden yaptıklarına pişman oldular.
Süleyman Ateş: Nihâyet onu kestiler, ama pişman oldular.
Tefhim-ul Kuran: «Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular.»
Ümit Şimşek: Deveyi kestiler ve pişman oldular.
Yaşar Nuri Öztürk: Onu yere yatırıp kestiler. Sonra da pişman oldular.

quran-menu
ŞUARÂ Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,2 ,3 ,4 ,5 ,6 ,7 ,8 ,9 ,10 ,11 ,12 ,13 ,14 ,15 ,16 ,17 ,18 ,19 ,20 ,21 ,22 ,23 ,24 ,25 ,26 ,27 ,28 ,29 ,30 ,31 ,32 ,33 ,34 ,35 ,36 ,37 ,38 ,39 ,40 ,41 ,42 ,43 ,44 ,45 ,46 ,47 ,48 ,49 ,50 ,51 ,52 ,53 ,54 ,55 ,56 ,57 ,58 ,59 ,60 ,61 ,62 ,63 ,64 ,